Oppenheimer’ın Burnunun Dibindeki Hayalet: George Koval
Tarih atom casusları denildiğinde genelde yakalanıp idam edilen Rosenberg çiftini veya Klaus Fuchs’u hatırlar. Ancak içlerinde biri vardı ki; ABD ordusunun en gizli nükleer tesislerinde elini kolunu sallayarak dolaştı, atom bombasının en kritik formüllerini Moskova’ya taşıdı ve arkasında tek bir iz bile bırakmadan sırra kadem bastı: Kod adı “Delmar”, yani George Koval.
Iowa’dan Moskova’ya Uzanan Tuhaf Bir Gençlik
George Koval, 1913 yılında ABD’nin Iowa eyaletinde Rusya’dan göç etmiş Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Kusursuz bir Amerikan aksanı ve zekası vardı. 1929 Büyük Buhranı patlak verince ailesi komünist ideallerin peşinden Sovyetler Birliği’ne göç etme kararı aldı.
Moskova’da prestijli Mendeleyev Kimya Teknolojisi Üniversitesi’nden mezun olan Koval, Sovyet Askeri İstihbaratı (GRU) tarafından hemen fark edildi. Özel casusluk eğitimlerinden geçti ve kendisine kusursuz bir plan çizildi: Doğuştan Amerikan vatandaşı olduğu için ABD’ye geri dönecek ve gizli bir görev üstlenecekti.
Manhattan Projesi’nin En Mahrem Noktasına Sızdı
1940’ta ABD’ye sahte değil, kendi gerçek kimliğiyle dönen Koval, 1942’de ABD ordusuna katıldı. Üstün kimya ve mühendislik bilgisi sayesinde kısa sürede dikkat çekti ve Özel Mühendis Müfreze Birliği’ne seçildi.
Görev yeri ise tarihin en gizli projesiydi: Manhattan Projesi.
Tennessee’deki ünlü Oak Ridge tesisinde radyasyon seviyelerini denetleyen bir “sağlık fiziği subayı” oldu. Bu unvan ona inanılmaz bir avantaj sağlıyordu:
-
Özel bir arabası vardı.
-
Tesisin en gizli laboratuvarlarına girip çıkma yetkisi (en üst düzey güvenlik izni) bulunuyordu.
-
Plütonyum, zenginleştirilmiş uranyum ve özellikle zincirleme çekirdek reaksiyonunu başlatan polonyum tetikleyicilerinin üretildiği Dayton Projesi laboratuvarlarına doğrudan erişimi vardı.
Koval, laboratuvarda tespit ettiği tüm teknik detayları ve üretim süreçlerini kuryeler ve kodlu mesajlar aracılığıyla Sovyetler Birliği’ne ulaştırdı.
Soğuk Savaş’ın Kaderini Değiştiren “Tarif”
ABD istihbaratı CIA, Sovyetler Birliği’nin en erken 1953’e kadar bir atom bombası üretemeyeceğini düşünüyordu. Ancak Moskova, ilk başarılı nükleer denemesini (RDS-1) beklenenden yıllar önce, 29 Ağustos 1949’da gerçekleştirdiğinde tüm dünya şoka girdi.
Sovyet yetkililer yıllar sonra itiraf edecekti: İlk plütonyum bombasının tetikleyicisi, bizzat ajan “Delmar”ın Oak Ridge’den temin ettiği kusursuz formülle yapılmıştı. Koval, Sovyetler’in nükleer silah geliştirme sürecini yıllarca öne çekmişti.
FBI Fark Ettiğinde Çok Geçti
Savaş bittikten sonra terhis olan Koval, New York’ta eğitimini tamamladı. Karşı istihbarat birimleri onun geçmişindeki Sovyet izlerini fark etmeye başladığında Koval durumu sezdi. 1948 yılında bir gemiye bindi, Avrupa üzerinden Moskova’ya kaçtı ve bir daha asla ABD’ye dönmedi.
FBI 1950’lerde gerçeği çözdü; ancak yaşanan diplomatik ve güvenlik fiyaskosunun büyüklüğü nedeniyle olayı neredeyse 50 yıl boyunca kamuoyundan gizledi.
92 Yaşında Sessiz Bir Ölüm ve Geciken Madalya
Koval, Rusya’ya döndükten sonra istihbaratı bırakıp üniversitede onlarca yıl mütevazı bir kimya doçenti olarak ders verdi. 1999 yılında, II. Dünya Savaşı gazisi olduğu gerekçesiyle ABD’den emeklilik maaşı talep edecek kadar da soğukkanlıydı (ABD Sosyal Güvenlik İdaresi bu talebi tek cümlelik bir mektupla reddetti).
31 Ocak 2006’da Moskova’daki mütevazı dairesinde 92 yaşında vefat etti. Ölümünden sadece birkaç gün önce kendisini ziyaret eden istihbarat görevlilerine “Artık benden bahsetmenizde bir mahzur yok” demişti.
2007 yılında Vladimir Putin, nükleer dengeyi Sovyetler lehine değiştiren bu sıra dışı casusa gıyabında en büyük onur olan “Rusya Federasyonu Kahramanı” unvanını layık gördü.






