Gözyaşından Vuslata: Hz. Yakub ve “Sabr-ı Cemîl”in Hikâyesi
Peygamberler zincirinin en müstesna halkalarından biri olan Hz. Yakub (a.s.), İslam ve semavi dinler tarihinde sabrın, metanetin ve evlat sevgisinin en abidevi temsilcisidir. Hayatı; büyük acılar, ayrılıklar ve iftiralarla sınanmış; ancak her defasında isyana düşmeden gösterdiği “sabr-ı cemîl” (güzel sabır) ile hem ilahi müjdeye hem de vuslata ermiştir.
Nesebi ve Peygamberlik Müjdesi
Hz. Yakub, tevhid inancının atası olan Hz. İbrahim’in torunu, Hz. İshak’ın ise oğludur. Annesi Refeka’dır. Doğumu, daha Hz. İbrahim hayattayken müjdelenmiş ve Kur’an-ı Kerim’de adı övgüyle zikredilmiştir. İbranice kökenli olan “İsrail” lakabıyla anılan Hz. Yakub, aynı zamanda İsrailoğulları kavminin atasıdır. Kendisine verilen peygamberlik göreviyle Kenan diyarı (bugünkü Filistin ve çevresi) halkını tevhide, adalete ve ahlaka davet etmiştir.
Evlat İmtihanı: Kardeş Hasedi ve Kuyu
Hz. Yakub’un on iki oğlu vardı. Bu oğulları arasında ahlakı, güzelliği ve manevi derinliğiyle öne çıkan Hz. Yusuf ve onun öz kardeşi Bünyamin, babalarının gönlünde ayrı bir yere sahipti. Hz. Yusuf, henüz küçükken gördüğü ve güneş, ay ve on bir yıldızın kendisine secde ettiğini anlatan rüyasını babasıyla paylaştığında, Hz. Yakub oğlunun gelecekteki yüce makamını sezdi. Ancak kardeşlerinin kıskançlığından korkarak bu rüyayı gizlemesini tembihledi.
Nitekim diğer kardeşlerin içindeki haset ateşi söndürülemedi. Hz. Yusuf’u kıra gezmeye götürme bahanesiyle babalarından izin alan ağabeyleri, onu ıssız bir kuyuya bıraktılar. Akşam eve döndüklerinde ise ellerinde kana bulanmış bir gömlekle babalarının karşısına çıkıp, “Yusuf’u kurt yedi” dediler.
Sabr-ı Cemîl: İsyan Etmeyen Bir Kalp
Oğullarının yalanını ve hilesini hemen fark eden Hz. Yakub, öfkeye kapılıp intikam duygusuna sığınmadı. İçine düşen yangını Kur’an’da ölümsüzleşen şu sözlerle karşıladı:
“Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen güzel bir sabırdır (Sabr-ı Cemîl). Sizin bu anlattıklarınıza karşı ancak Allah’tan yardım istenir.” (Yûsuf Suresi, 18)
Hz. Yakub, evladını kaybettiği andan itibaren yıllarca sürecek derin bir hüznün içine girdi. Gecesini gündüzünü gözyaşlarıyla geçirdi; ancak bu gözyaşları asla bir isyan değil, saf bir şefkatin ve hasretin ifadesiydi. Çevresindekilerin “Hâlâ Yusuf’u mu anıyorsun?” kınamalarına karşılık şu tarihi cevabı verdi:
“Ben kederimi ve hüznümü sadece Allah’a arz ederim. Ve ben Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.” (Yûsuf Suresi, 86)
Yıllar süren bu yakıcı hasret ve döktüğü gözyaşları neticesinde Hz. Yakub’un gözlerine ak düştü ve görme yetisini kaybetti.
İkinci Ayrılık: Bünyamin’in Alıkonulması
Bölgeyi saran büyük kuraklık ve kıtlık döneminde, erzak almak için Mısır’a giden kardeşler, orada Mısır Azizi (kendisini henüz tanıtmayan Hz. Yusuf) tarafından karşılandı. Hz. Yusuf, küçük kardeşi Bünyamin’in de getirilmesini şart koştu.
Hz. Yakub, Yusuf’tan sonra en büyük tesellisi olan Bünyamin’i de göndermek zorunda kaldığında yeni bir imtihanla yüzleşti. Bünyamin de sarayda alıkonulunca yaşlı peygamberin acısı katlandı; fakat o, ümidini kaybetmeyip Allah’ın rahmetinden asla ümit kesilmemesi gerektiğini oğullarına hatırlattı.
Vuslat: Yusuf’un Gömleği ve Açılan Gözler
Yıllar sonra Mısır Azizi kardeşlerine kimliğini açıkladı ve babasına ulaştırılmak üzere sırtındaki gömleği verdi. Kervan henüz Mısır’dan yola çıktığında, kilometrelerce uzaktaki Kenan diyarında oturan Hz. Yakub etrafındakilere, “Bana bunak demezseniz, doğrusu ben Yusuf’un kokusunu alıyorum” dedi.
Müjdeci gelip gömleği Hz. Yakub’un yüzüne sürdüğünde, mucizevi bir şekilde gözleri yeniden açıldı. Ardından tüm ailesiyle birlikte Mısır’a giden Hz. Yakub, senelerdir hasretini çektiği Yusuf’una kavuştu. Çocuklarının geçmişteki hataları için af dilemesi üzerine onları da bağışlayarak bağrına bastı ve onlar için Allah’tan mağfiret diledi.
Vefatı ve Bıraktığı Miras
Hz. Yakub, hayatının son yıllarını Mısır’da evlatlarıyla birlikte huzur içinde geçirdi. Vefat etmeden önce oğullarını etrafına toplayarak en büyük vasiyetini dile getirdi: “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” Oğullarının hep bir ağızdan tevhid inancına bağlı kalacaklarını söylemeleri üzerine huzur içinde ruhunu teslim etti. Vasiyeti üzerine cenazesi, ataları Hz. İbrahim ve Hz. İshak’ın da kabirlerinin bulunduğu Halil (El-Halil) kentine götürülerek defnedildi.
Hz. Yakub’un Hayatından Alınacak Dersler:
-
Ümidi Asla Kaybetmemek: En karanlık anlarda dahi Allah’ın rahmetinden ve yardımından şüphe duymamak.
-
Gönül Hüznü ve Tevekkül: İnsanın acı çekmesi veya ağlaması isyan demek değildir; asıl mesele, derdi yalnızca yaratana arz edebilmektir.
-
Affedicilik: Kendisine derin acılar yaşatan evlatlarını kin gütmeden bağışlayabilmek ve tevhid mirasını her şeyin üstünde tutabilmek.






