Meyve şekeri olarak bilinen fruktozun aşırı tüketimi, uzun yıllardır ‘doğal’ ve zararsız olarak görülse de, yeni araştırmalar bu görüşü değiştirecek sonuçlar ortaya koyuyor. Fruktoz, işlenmiş gıdalarda yoğun şekilde kullanılan bir şeker türü ve aşırı tüketimi yağlı karaciğer hastalığından tip 2 diyabete, bilişsel gerilemeden kalp hastalıklarına kadar birçok kronik sağlık sorunuyla ilişkili olabilir.
Fruktoz, yalnızca meyvelerde bulunmuyor. Sofra şekeri yaklaşık yüzde 50 fruktoz ve yüzde 50 glikozdan oluşuyor. Gazlı içecekler, ketçap, aromalı yoğurtlar, granola, hazır soslar ve birçok paketli gıda da önemli miktarda fruktoz içeriyor.
Uzmanlara göre en büyük risklerden biri, mısır nişastasından üretilen yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFCS). Özellikle işlenmiş gıdalarda maliyeti düşürmek amacıyla kullanılan bu tatlandırıcı, ABD’de yaygın olarak tüketilirken, Avrupa’da ve İngiltere’de daha çok ‘glikoz-fruktoz şurubu’ adıyla benzer içerikler kullanılıyor.
Prof. Robert Lustig, yıllardır ‘şeker zararlıdır’ denilse de tüm şeker türleri aynı etkiyi göstermediğini belirtiyor. Özellikle fruktozun yağlı karaciğer hastalığı, insülin direnci, tip 2 diyabet ve hatta demans riskini artırabileceğini savunuyor.
İnsan vücudu enerji üretimi için glikoza ihtiyaç duyuyor. Hücreler glikozu parçalayarak ATP adı verilen enerji molekülünü üretiyor. Fruktoz ise farklı şekilde metabolize ediliyor. Lustig’e göre fruktozun temel kullanım alanı bulunmuyor ve büyük bölümü karaciğerde işleniyor.
Fruktozun zararlarını azaltmak için çeşitli takviyeler veya beslenme yöntemleri önerilse de Prof. Lustig bunlara temkinli yaklaşıyor. Uzman, ‘Bunun bir hapı yok. Takviyeler fruktozun etkilerini ortadan kaldırmaz. En etkili yöntem, özellikle ultra işlenmiş gıdalardan alınan ilave fruktozu mümkün olduğunca azaltmaktır’ diyor.
Fruktozun etkileri
Prof. Robert Lustig
Fruktoz ve karaciğer sağlığı
Fruktozun metabolizması
