Tümü
Ulak Haber

Yılmaz Özdil’den Gündemi Sarsacak İddialar: “Kolektif Bir Pişkinlik ve İki Yüzlülük Söz Konusu”

Yılmaz Özdil’den Gündemi Sarsacak İddialar: “Kolektif Bir Pişkinlik ve İki Yüzlülük Söz Konusu”

Gazeteci Yılmaz Özdil, kendi dijital platformunda yayınladığı “CHP’de Aşk ve Nefret” başlıklı analiz programında, Türkiye’deki toplumsal ve siyasi kutuplaşma süreçlerini sert sözlerle eleştirdi. A Milli Takım’ın elenmesinden CHP içindeki kurultay tartışmalarına ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın istifasına kadar birçok konuyu değerlendiren Özdil, tarihten de çarpıcı örnekler verdi.

Türkiye’deki sosyo-psikolojik ve siyasi döngüleri mercek altına alan Yılmaz Özdil, toplumun ve medyanın başarıya ya da başarısızlığa verdiği tepkilerdeki aşırılıkları nörolojik ve tarihi temelleriyle yorumladı. Özdil, spordan siyasete kadar uzanan geniş bir yelpazede “aşırı sevgi” ile “abartılı nefret” arasında saliseler içinde savrulan toplumsal bir yapı olduğunu iddia etti.

“Milli Takımı ‘Bizim Çocuklar’ Diye Uğurladık, ‘Şımarıklar’ Olarak Karşılayacağız”

A Milli Futbol Takımı’nın turnuvada 2’de 0 çekerek grubundan elenmesi üzerine kamuoyunda oluşan tepkileri eleştiren Özdil, şu ifadeleri kullandı:

“Dünya Kupası’na büyük umutlarla uğurladığımız A Milli Futbol takımımız 2de 0 çekti. Grubunda henüz son maçına bile çıkmadan elendi. ‘Bizim çocuklar’ diye uğurladık; ‘şerefsizler, şımarık çocuklar’ olarak karşılayacağız. Her işimiz böyle maalesef. Olması gerekenden çok daha büyük beklentiler atfediyoruz, abartılı sevgi gösterileriyle göklere çıkarıyoruz. Sonra da hayal kırıklığına uğrayınca çok ağır bir hüsrana sürüklüyoruz. Başlarken aşk, biterken nefret. Bir başarı olursa o başarıya ortağız, bizim sayemizde olmuş oluyor. Ama başarısızlık olursa en ufak bir sorumluluk kabul etmiyoruz.”

Özdil, bu durumun nörolojik bir boyutu olduğunu da savunarak, “İnsan beyninde aşk ve nefret duygularının işlendiği merkezler birbirine çok yakın. Sanırım biz Türklerde doğuştan gelen bir genetik problem var; bu iki merkez bizde galiba üst üste tek merkez abi. Bu yüzden aşıkken aniden nefret ediyoruz, beynimizi devre dışı bırakıyoruz” iddialarında bulundu.

“Montella’yı Göklere Çıkaran da Gömen de Aynı Kişiler”

Futbol dünyasındaki hoca ve oyuncu kıyaslamalarına değinen Özdil, basını ve taraftarları “ikiyüzlülükle” suçlayarak şu yorumu yaptı:

“Somut gerçeklerden o kadar uzaklaşıyoruz ki ya kimisini Messi ile kıyaslıyoruz, kimisini Ronaldo ile. Milli takıma şarkılar besteliyoruz, şirketler reklam filmleri çekiyor. Montella’yı İtalya futbol ekolünün bile üstüne koyup ‘Aman sıkı bağlayalım İtalya kapmasın’ diye manşetler atıyoruz. Sonra hakaretin bini bir para, ‘Montella’yı kovun’ diye nefret ediyoruz. Üstelik bunu yüzümüz hiç kızarmadan, büyük bir iki yüzlülükle ve pişkinlikle yapıyoruz. Montella’yı göklere çıkaran kim? Siz. Şimdi gömen kim? Gene siz. Montella’yı överken Fatih Terim’i, Şenol Güneş’i, Mustafa Denizli’yi aşağılayıp ‘Yerli hocaların vizyonu yetersiz’ diyorduk; şimdi Montella’yı gömerken ‘Yerli hocalarımız varken yabancı hayranlığı yaparsanız böyle olur’ diyoruz.”

Siyasette Kutuplaşma Eleştirisi: “Kemal Kılıçdaroğlu Montella’dan Beter Oldu”

Yılmaz Özdil, spordaki bu aşırı savrulmanın siyasette de birebir yaşandığını iddia ederek, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki eski ve yeni yönetim tartışmalarını şu sözlerle eleştirdi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’ne bakın. Kemal Kılıçdaroğlu ne oldu? Montella gibi oldu değil mi? CHP’nin büyük lideri diyorlardı, şimdi gömüyorlar. ‘Ecevit Kemal’, ‘Gandi Kemal’, ‘Piro Kemal’ diyenler aynı pişkinlikle şimdi ‘Hain Kemal’ diyorlar. Kılıçdaroğlu’na körü körüne aşıktılar, şimdi nefret ediyorlar. Seçim üstüne seçim kaybederken aşktan gözleri kör olmuştu, düşünenlere hakaret ediyorlardı. Şimdi aynı Kılıçdaroğlu’na ‘sarayın adamı’, ‘zaten hep projeydi’ diyorlar. Kılıçdaroğlu’na aşık olanlar şimdi Kılıçdaroğlu’ndan nefret eden Özgür Özel’e aşık oldular. Aşk ve nefret beynini kullanmazsan böyle olur.”

Özdil ayrıca, AKP iktidarının toplumu “AKP’liler ve olmayanlar” diye karpuz gibi ikiye böldüğünü, şimdi ise aynı taktiğin bizzat CHP eliyle uygulanarak partinin “Kılıçdaroğlucular ve Özgür Özelciler” şeklinde ikiye bölündüğünü ileri sürdü.

Tarihi Örnek: “1958 Vatan Cephesi ve Yandaş Radyoyu Dinlememe Suçu”

Toplumsal kutuplaşmanın kökenlerinin 1958 yılındaki Demokrat Parti dönemine dayandığını belirten Özdil, o dönem yaşanan “Vatan Cephesi” faaliyetini şu çarpıcı iddialarla anlattı:

“1958 yılında iktidarda Demokrat Parti vardı. ‘Vatan Cephesi’ diye bir kavram icat edilmişti. Türk demokrasi tarihindeki ilk kutuplaşma faaliyetiydi. Cepheye katılmıyorsan vatan hainiydin. Katılan yurttaşların isimleri radyodan tek tek okunmaya başlanmıştı. Devletin radyosu iktidarın borozanıydı. İsim listeleri bitmiyordu; liste uzun görünsün diye yeni doğmuş bebeklerin veya ölmüş insanların isimlerini bile okuyorlardı. Halk öyle cepheleşti ki aynı kahvehaneye, aynı camiye gitmez oldular; kız alıp vermeler bile bitti. O dönem bundan bunalan vatandaşlar ‘Radyo İstasyonlarından Ajans Haberlerini ve Partizanca Neşriyatı Dinlemeyenler Derneği’ni kurdular. 1 Aralık 1958’de kurulan dernek, ertesi sabah kapatıldı. Kurucuları ahlaka ve genel adaba aykırı davranmaktan yargılanıp para cezası aldı. Yandaş radyoyu dinlememek suç olmuştu.”

“Cemil Tugay’ın İstifası Tarihi Bir Hatadır, İzmir Kaybedilebilir”

Programın son bölümünde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifa ettiği yönündeki gelişmelere ve gelen mesajlara değinen Özdil, yerel seçim öncesindeki uyarılarını hatırlatarak partiyi bekleyen tehlikeyi şu şekilde iddia etti:

“2024 yerel seçimi öncesinde buradan açıkça uyardım. ‘Özgür Özel İzmir’de çok vahim hata yapıyor, yapay zekayla seçiyoruz dedikleri adaylar CHP’nin başına iş açacak’ dedim. Olacağı buydu işte. 24 senedir AKP’ye karşı CHP’yi sırtlayan şehirde, Belediye Başkanı partiden istifa etti. Özgür Özel adayları belirlerken İzmir açısından katliam yaptı. Seçim tarihi boyunca İzmir’de birinci olan parti ile Türkiye genelinde birinci olan parti çelişirse, Türkiye eninde sonunda İzmir’in dediğine gelir. 2024’te Türkiye, İzmir’in çizgisine gelmişti. Ancak Cemil Tugay’ın istifası tarihi bir hata oldu. Yeni parti kurulur ve CHP oyları bölünürse, tarihte ilk kez İzmir sonuçlarında sapma olur. Bu bölünme acilen toparlanmazsa, CHP çizgisinin İzmir’i kaybetmesine sebep olur. Uyarmadı demeyin.”

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir