Sosyal medyada entelektüel paylaşımları, psikolog kimliği ve taşıdığı soyadıyla sık sık gündem olan Pınar Sabancı, Gökhan Çınar’ın sunduğu Katarsis programının konuğu oldu. Dışarıdan bakıldığında “kusursuz ve dertsiz” bir hayata sahip olduğu düşünülen Sabancı; çocukluğuna dair bilinmeyen trajedileri, ailesinin yaşadığı iflası, annesinin amansız hastalığını ve hakkında yapılan acımasız yorumlara karşı hissettiklerini ilk kez bu kadar net bir şekilde anlattı.
“Ağzında Uranyum Kaşığıyla Doğdu Diyenler Var; Ben Hacizli Ev de Gördüm”
Sosyal medyada hakkında yapılan “Dünyaya prenses olmak için gelen, ağzında uranyum kaşığıyla doğan hanım” şeklindeki acımasız yorumlara yanıt veren Sabancı, zenginlik ve mutluluk algısını yıktı. Varlıklı bir aileye doğduğunu inkar etmediğini belirten Sabancı, madalyonun diğer yüzünü şu sözlerle paylaştı: “Evet, babam ben doğduğumda varlıklıydı ama ben iflas da gördüm. Bir salonun içinde sadece iki sandalyenin kaldığı, haciz edilmiş bir evde de büyüdüm. Şanslı olduğumu biliyorum ama prenses miyim derseniz, bana göre değilim.”
Bir Gecede Değişen Hayat: “15 Yaşımda Babam Felç Kaldı”
Pınar Sabancı, hayatının iki kırılma noktası olduğunu ve 15 yaşına kadar bambaşka, ondan sonra ise tamamen farklı bir ailede büyüdüğünü itiraf etti. Her yaz aylarını ailecek Los Angeles’ta geçirdikleri mutlu bir dönemden döndükten sadece 3 gün sonra babasının beyne pıhtı atması sonucu felç kaldığını anlattı. Yaşadığı şoku ve travmayı zihninin uzun süre reddettiğini söyleyen Sabancı, hastane sürecine dair hiçbir şey hatırlamadığını, en büyük hafızasının evin salonuna kurulan bir hasta yatağı olduğunu söyledi. “O dönem kimse bize gelip ‘Siz çocuksunuz, nasılsınız?’ diye sormadı, herkes kendi trajedisini yaşıyordu. Hayata karşı büyük bir öfkem ve kırgınlığım vardı” dedi.
Annemin Demans Hastalığı: “Bu Konu Açıldığında Ağlamaktan Nefret Ediyorum”
Program boyunca gözyaşlarını tutamayan ve kendisine karşı çok acımasız olduğunu belirten psikolog, en büyük hassasiyetinin annesi olduğunu söyledi. Yaklaşık 7 yıldır amansız bir hastalıkla (Demans) mücadele eden annesinin artık konuşamadığını belirten Sabancı, hırslarının ve çalışma azminin arkasında annesine duyduğu gizli bir “borçluluk” hissi olduğunu açıkladı. Annesinin kendisini doğurabilmek için kariyerini bıraktığını ve bunu ömrü boyunca dile getirdiğini anlatan Sabancı, “Annem babamın hastalığıyla bedbaht bir hayat yaşadı. Ne zaman yeni bir yer görsem, bir başarı elde etsem ‘Keşke annem de görseydi’ diye içim buruk kalıyor. Sanki onun yaşayamadığı hayatı yaşatmak zorundaymışım gibi hissettim hep” dedi.
“Yaşadığın Hayat İçin Özür Dilemekten Vazgeç”
Katıldığı terapilerde hocasından aldığı en büyük dersi de izleyicilerle paylaşan Pınar Sabancı, “Bir gün hocam bana ‘Pınar, artık yaşadığın hayat için özür dilemek zorunda değilsin. Artık bu vicdan azabından kurtul, annen yaşayamadı diye hayatını sabote etmeyi bırak’ dedi. Bunu kendime yeni yeni öğretmeye çalışıyorum. Dışarıdan kurgulanan o güçlü kadın imajı aslında bir maske, ben de yer yer değersiz ve yetersiz hissediyorum” diyerek içini döktü.
Eşi İlhan Sabancı ile 20 Yıllık Aşkın Sırrı
Sosyal hayatta çok çekingen ve içe dönük biri olduğunu belirten Sabancı, 20 yıldır hayatını paylaştığı eşi İlhan Sabancı ile tanışma hikayesini de esprili bir dille anlattı. New York’ta yaşadığı dönemde eşinin peşinden çok koştuğunu ve onu sürekli güldürdüğünü söyleyen Sabancı, “İlhan benim her zaman dışa dönük, sosyal yanımdır. Birbirimizi dengeleriz. Yıllar içinde zorlukları beraber aştıkça aşkımız daha güçlü bir kenetlenmeye ve anlamlı bir ilişkiye dönüştü” dedi.
