İzlanda, 29 Ağustos’ta düzenlenecek olan referandumda, hükümetin AB’ye katılım müzakerelerini yeniden başlatıp başlatmaması konusunda karar verecek. Bu referandum, yalnızca İzlanda’nın Avrupa ile ilişkilerini değil, aynı zamanda değişen güvenlik dengelerini de test edecek.
İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir liderliğindeki hükümet, referandumun bir yıl öne çekilmesinin nedenini, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a ilişkin açıklamalarının ardından artan güvenlik endişelerine bağlıyor. Hükümet, Avrupa Birliği’nin İzlanda’ya siyasi istikrar ve güvenlik sağlayacağını savunuyor.
Muhalefet partileri ise AB üyeliğine karşı çıkıyor. En önemli gerekçeleri, ülke ekonomisinin temel taşlarından biri olan balıkçılık sektörü. AB’nin Ortak Balıkçılık Politikası’nın İzlanda’nın kendi karasularındaki kontrolünü zayıflatabileceğini savunan muhalefet, üyeliğin ulusal egemenliği de Avrupa kurumlarına devredeceğini ileri sürüyor.
Devlet yayın kuruluşu RUV’un anketine göre seçmenlerin yüzde 54’ü AB üyeliğine karşı çıkarken, yüzde 46’sı üyeliği destekliyor. Buna karşılık ülkenin önde gelen gazetelerinden Morgunblaðið için yapılan ankette ise yüzde 52’lik kesim üyelik müzakerelerinin yeniden başlamasını desteklerken, yüzde 48’i buna karşı çıkıyor.
Referandumdan ‘evet’ sonucu çıkması halinde İzlanda doğrudan Avrupa Birliği’ne katılmayacak. Öncelikle Brüksel ile üyelik müzakereleri yeniden başlayacak. Hükümet ayrıca müzakerelerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai üyelik anlaşmasının yürürlüğe girebilmesi için ikinci bir referandum düzenleneceği taahhüdünde bulundu.
