İskoçya’da bağımsızlık yanlısı sivil inisiyatifler, İngiltere hükümetini devre dışı bırakarak ülkenin kendi kaderini tayin hakkının uluslararası arenada tanınması için harekete geçti. SALVO hareketi kurucularından ve ‘İskoçya’nın Kurtuluşu’ Komitesi Temsilcisi Sara Margaret Salyers, temel hedeflerinin İskoçya’yı ‘kendi kendini yönetmeyen, ancak kendi kaderini tayin hakkına sahip bir bölge’ olarak uluslararası düzeyde tescil ettirmek olduğunu açıkladı.
2014 yılında yapılan bağımsızlık oylamasının adil ve bağlayıcı bir referandumdan ziyade, hukuki geçerliliği olmayan bir kamuoyu yoklaması olduğunu belirten Salyers,
Oylamada uluslararası standartlara uyulmadı. Ülkede kalıcı ikameti bulunmayanlar ile kısa süreli kalanlar ve ikinci konut sahipleri oy kullandı. Ayrıca şeffaflığı sağlayacak tam bir uluslararası denetim mekanizması da yoktu.
şeklinde konuştu. Tüm bu eksikliklere rağmen yapılan araştırmaların yerli İskoçların ağırlıklı olarak bağımsızlık lehine oy kullandığını gösterdiğini vurgulayan Salyers, Londra hükümetinin yeni bir referandum ihtimaline kesin olarak kapıları kapattığını belirtti. Salyers, bu siyasi tıkanıklığı aşmak için hareketin iki koldan ilerlediğini; SALVO’nun ülke içinde anayasa ve egemenliğin yeniden tesisi için, ‘İskoçya’nın Kurtuluşu’ Komitesi’nin ise uluslararası alanda tanınma için diplomatik kampanya yürüttüğünü aktardı.
İskoçya’nın 1707 Birlik Yasası’ndan önce egemen bir devlet olduğunu hatırlatan aktivist, bağımsızlık meselesinin doğrudan uluslararası hukukun konusu olduğunu belirtti. Salyers, öncelikli hedeflerinin, İngiltere hükümetinin İskoçya’nın tek taraflı bağımsızlık ilanını uluslararası alanda bloke etme ve tanınmamızı engelleme tehdidini geçersiz kılmak olduğunu vurguladı.
