Hürmüz Boğazı’nda Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait iki tanker gemisine düzenlenen saldırı, coğrafi konumu itibariyle dikkatlice planlanmış bir uyarı atışı olarak değerlendiriliyor.
BAE, burada İran gözetiminden kaçınmak için gemilerin transponderlerini kapatarak ana dar geçiş noktasını atladığı ‘gizli’ bir petrol aktarma sistemi kurmuştu. Ancak Tahran, bu denenmiş ve güvenilir sistemin bile artık güvenli olmadığını açıkça ortaya koydu.
Tahran, bu inancı test etti ve test başarısız oldu. İran, tankerlere düzenlediği saldırıyla eş zamanlı olarak bölgesel seyrüsefer güvenliğini sağlayan Umman’daki Amerikan deniz radar istasyonlarının imha edildiğini bildirdi. Bu, boğazdaki herhangi bir manevrayı daha da riskli hale getiren gözetim sistemini kör eden bir darbe oldu.
Aynı zamanda Yemenli Husi milisleri, Tahran’ın desteğiyle Suudi Arabistan’daki Abha Havalimanı’na insansız hava araçlı (İHA) saldırı düzenledi, bu saldırı tehdidin genişlemesinin bir sonraki aşamasına dair kasvetli bir ipucu niteliği taşıyor. Eğer İran ve müttefikleri aynı anda hem Hürmüz’ün güney geçitlerini, hem Amerikan radarlarını hedefinde tutarak, gerekirse de güneydeki Bab el Mendep Boğazı’nı bloke edebiliyorsa, Körfez ülkeleri için deniz veya kara yolu üzerinden kullanabileceği hiçbir ‘temiz’ rota kalmaz.
