Türkiye’de son dönemde yargı, rekabet ve piyasa müdahaleleri ekseninde yaşanan sıcak gelişmeler, hukuk ve ekonomi dünyasının en prestijli isimleri tarafından masaya yatırildi. Gazeteci Fatih Altaylı’nın YouTube kanalında yayınlanan programa konuk olan dünyaca ünlü hukukçu ve akademisyen Av. Dr. Gönenç Gürkaynak, tavuk ve yumurta üreticisi firmalara yönelik gerçekleştirilen “beyaz et/kanatlı operasyonu” üzerinden hukuk-iktisat ilişkisine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Gürkaynak, öngörülebilirlik ve hukuki standardizasyonun sürdürülebilir bir piyasa ekonomisi için hayati önem taşıdığını vurguladı.
“İhlal Yeni Değil, Savcılık Müdahalesi ve Ceza Hukuku Sonucu Yeni”
Beyaz et sektörüne yönelik Rekabet Kurumu tarafından geçmişte de benzer soruşturmalar yürütüldüğünü ve idari para cezaları kesildiğini belirten Gönenç Gürkaynak, son operasyondaki radikal değişime dikkat çekti. Gürkaynak, “Tavuk eti pazarındaki zarar veya ihlal teorisi yepyeni bir şey değil. Yeni olan durum; ticaret ve rekabet hukukunun dışına çıkılarak ceza hukukunun devreye girmesi, savcılığın müdahil olması, gözaltıların yapılması ve ‘denetim kayyumu’ adı altında kayyum atanmasıdır. Türkiye’de 1997’den beri Rekabet Kurumu sofistike ve ciddi bir şekilde idari yaptırımlarla bu caydırıcılığı sağlıyordu. İlk defa bu ihlal tipinde ceza hukuku refleksleri görüyoruz” dedi.
“Nesbi Adalet Duygusu Zedeleniyor: Kırmızı Ette Durum Daha Acayip”
Yargısal müdahalelerin piyasalar üzerindeki adalet algısını sarsmaması gerektiğini savunan Gürkaynak, yaptırımların tek bir sektöre sıkışmasını eleştirdi. Başarılı hukukçu, “Tavuk üreticisi firmaların yöneticileri, ‘Niye bir tek kabak bizim başımıza patladı?’ sorusunu sormakta haklılar. Çünkü kırmızı ette çok daha acayip, çok daha karmaşık bir piyasa durumu var. Eğer hukuk, denk olaya denk sonuç vermiyorsa, yani yeknesak (standardize) değilse orada nesbi adalet duygusu zedelenir. Yatırımcı sert hukuka göre de pozisyon alabilir; yeter ki kural net ve her seferinde aynı olsun. Bir öyle bir böyle davranılması piyasada travmaya yol açar” ifadelerini kullandı.
“Aslan Yavrusunu Kurtarayım Derken Ekosistemi Çökertmek: Serengeti Örneği”
Piyasalara yapılan ani ve sert hukuki müdahalelerin öngörülemeyen iktisadi zararlar doğurabileceğini çarpıcı bir ekosistem analojisiyle anlatan Gürkaynak, şu benzetmeyi yaptı:
“İktisadi hayat parça parça değildir, devasa bir ekosistemdir. Serengeti’de bataklıkta ölmek üzere olan bir aslan yavrusu görüp ‘Şuna kement atıp kurtarayım, hayır işleyeyim’ derseniz kendi açınızdan iyi bir şey yaptığınızı sanırsınız. Ama o aslanın hayatta kalmasıyla oradaki sırtlanın, çakalın, akbabanın, timsahın, mikroorganizmaların, sineklerin dengesini bozarsınız. Sonunu öngöremediğiniz müthiş bir zinciri darmadauman edersiniz. Piyasada da ‘Her şeyi savcılık eliyle çözerim, kayyum atarım’ refleksi ters teper. Diğer sektörlerdeki üst yöneticilerin (CEO) korkudan donup kalmasına, hareketsizliğe ve yabancı yatırımların tamamen durmasına yol açar; ama siz o esnada başka yere baktığınız için bu ters tepmenin faturasını ölçümleyemezsiniz.”
İnovasyonun Gizli Şifresi: “Tökezleyip Düşme Hakkı”
Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu’nun kurumsal hukuk ve özgürlüklerin ekonomik büyümeye etkisine dair tezlerine atıfta bulunan programda, inovasyon ile özgür ortam arasındaki kopmaz bağ tartışıldı. Dr. Gönenç Gürkaynak, inovasyonun ve startup ekosisteminin gelişmesi için genç kuşaklara “tökezleme hakkı” tanınması gerektiğini savundu:
“İnovasyon fikirlerin serbest pazarında, düşünce üstüne düşünce koyarak inşa edilir. Baskılı ortamlarda şahane fikirler korkaklıktan ortaya çıkamazken, sesi çok çıkan aptalca fikirler meydanı boş bulur. Amerika’da bir genç 5 kez batar, 6’ncıda sistemi tutturur çünkü batık maliyetleri ve personel yükü esnektir, sistem onu tekrar ayağa kaldırır. Bizde ise startupsın ama çok da startup değilsin; bir kere tökezledin mi batmak gibi batıyorsun, babanın evi arabası gidiyor, mahallede adın çıkıyor. Bu batık maliyet bedelini sürekli artırdığımız için beyin göçünü tetikliyoruz; kaliteli insanlar kaçıyor, geride kalanlar ise tek kanatla uçmaya, etliye sütlüye karışmamaya çalışıyor.”
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’na Gönderme: “Her Şeye Savcı Çağırırsanız ‘Ben Devletim’ Demiş Olursunuz”
Dünya Kupası sonrası eleştirilere karşı TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun adalet mekanizmasını ve savcıları göreve çağırmasını da sert bir dille eleştiren Gürkaynak ve Altaylı, bu yaklaşımın ifade özgürlüğünü baskılayan tehlikeli bir norm haline geldiğini belirtti. Gürkaynak, “Bir futbol federasyonu başkanı çıkıp ‘Beni eleştiriyorlar, savcıları göreve çağırıyorum’ diyorsa, orada aslında ‘Ben devletim, sen kimsin bana hesap soruyorsun?’ demek istiyordur. Eleştiriyi baskılamak, her arızada yargıyı şemsiye yapmak toplumu apatiye (duyarsızlığa) sürükler. Değme komedyenlerin bile lafını iki kere düşündüğü bu gergin kutuplaşma iklimi, toplumun ortak sevgi bağını koruyan hukuku yok ediyor. Kolektif direncimizi düşürüyor ve bireyleri yalnızlaştırıyor” uyarısıyla konuşmasını tamamladı.
