Yakın geçmişe kadar Türkiye’ye neredeyse her alanda askeri ambargo uygulayan ve silah satışını askıya alan Almanya, küresel jeopolitik dengelerin sarsılmasıyla rotasını tamamen Ankara’ya çevirdi. ABD’nin Avrupa’daki bazı füze konuşlandırma planlarından geri adım atması ve Rusya tehdidinin kıta sınırlarına dayanması, Berlin’i acil alternatif planlar aramaya itti. Bu arayışın merkezinde ise Türk savunma sanayisinin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği çığır açan teknolojiler yer alıyor.
Berlin Masasındaki İki Kritik Seçenek: Tayfun ve Yıldırımhan
Alman medyasının önde gelen yayın organlarından Welt gazetesinin haberine göre, Berlin savunma bürokrasisi Türkiye’den doğrudan gelişmiş silah sistemleri satın almayı masaya yatırdı. Almanya’nın radarına giren en kritik sistemlerin başında Roketsan tarafından üretilen Tayfun Blok 4 hipersonik füzesi ve Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi olan Yıldırımhan geliyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu alımların Avrupa Birliği ortak fonu (SAFE) üzerinden yapılmasına kesin olarak karşı çıkacağı bilindiğinden, Almanya iki stratejik seçenek üzerinde duruyor: İlki, füze anlaşmasının doğrudan ikili olarak yapılması; ikincisi ise AB içinde Türkiye’den silah alımını finanse edecek esnek bir koalisyon kurulması.
Siyasi Söylem Başka, Güvenlik Gerçekleri Bambaşka
Alman iç siyasetinde özellikle Yeşiller gibi partiler, kendi kamuoylarına mesaj vermek adına Türkiye’ye karşı kısıtlayıcı bir retorik kullansa da savunma mutfağında bambaşka bir rüzgar esiyor. Sahadaki gerçekliği ve müttefik ihtiyacını gören Alman güvenlik teşkilatı, ideolojiyi bir kenara bırakarak askeri ve rasyonel zeminlerde Türkiye ile acilen köprü kurulması gerektiğine inanıyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle derin bir savunma travması yaşayan ve milyarlarca euroluk modernizasyon bütçesi ayıran Almanya, sınırlarında hayatta kalma refleksinin bir sonucu olarak “reel politik” dönemine geri dönüyor.
İş Birliği Lafta Kalmadı: Havada, Karada ve Denizde Sahaya Yansıdı
Türkiye ile Almanya arasındaki stratejik diyalog mekanizmasının 12 yıl aradan sonra yeniden canlanması, ilişkilerin artık somut adımlarla ilerlediğini kanıtlıyor. Alman heyetleri şimdiden Aksas Deniz Üssü Komutanlığı’na gelerek yerli insansız deniz araçlarımızı incelerken, Türk savunma şirketi Repcon’un da önümüzdeki dönemde Almanya’da NATO standartlarına uygun top mermisi üreteceği belirtiliyor. Ayrıca iki ülke arasındaki hava savunma yakınlaşmasının bir parçası olarak, Almanya’nın geçici süreyle Türkiye’ye bir Patriot hava savunma sistemi ve askeri birlik göndermesi de sahaya yansıyan en sıcak gelişmelerden biri.
İHA’lar da Radarda: NATO’nun En Güçlü Ortaklığı
İran-İsrail gerilimleri ve Ukrayna Savaşı’nın ortasında, NATO Genel Sekreteri Rutte’nin de ifade ettiği gibi Türkiye, savunma sanayisi tabanının nasıl organize edileceğine dair harika bir örnek teşkil ediyor. Almanya’nın Eurofighter savaş uçaklarının satışı konusundaki katı tutumunu esnetmesinin ardından, şimdi de Türk İHA ve SİHA teknolojilerini yakından incelemeye başladığı biliniyor. Avrupa’nın Amerikan güvenlik garantilerine duyduğu şüphe derinleştikçe, Türkiye askeri gücü ve üretim potansiyeliyle kıtanın güvenliğindeki en kilit aktörlerden biri haline geliyor.
